araştırma Haberleri - Este Magazin https://www.estemagazin.com/e/arastirma/ Güncel Sağlık ve Kültür & Sanat Haber Portalı Tue, 18 Aug 2020 13:06:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 (Kamuoyu Araştırması) Türkiye’nin Koronavirüs Salgınına Bakışı https://www.estemagazin.com/kamuoyu-arastirmasi-turkiyenin-koronavirus-salginina-bakisi/ https://www.estemagazin.com/kamuoyu-arastirmasi-turkiyenin-koronavirus-salginina-bakisi/#respond Tue, 18 Aug 2020 13:06:43 +0000 https://www.estemagazin.com/?p=1939 Türkiye'de ilk vakanın görülmesinden itibaren 30 Nisan 2020 tarihine kadar toplam 1.033.617 test yapıldı, 120.204 vaka tespit edildi. Bu süreçte 3.174 kişi vefat etti ve 48.886 kişi iyileşti

The post (Kamuoyu Araştırması) Türkiye’nin Koronavirüs Salgınına Bakışı appeared first on Este Magazin.

]]>
Her geçen gün salgınla ilgili yeni haberlerin ve gelişmelerin olduğu bir durumda NG Araştırma şirketi kamuoyunu aydınlatmak için devam niteliğinde 3. araştırmasını yaptı. Koronavirüsle ilgili kamuoyu araştırması, 27-29 Nisan 2020 tarihleri arasında Türkiye genelinde 81 ilden, 15 yaş üzeri 2191 kişinin katılımı ile online araştırma platformu benderimki.com üzerinde gerçekleşti.

Türkiye’nin nabzının tutulduğu en güncel kamuoyu araştırması ilginç konulara ışık tutuyor.

 

Koronavirüse yakalanmaktan korkuyor muyuz?

Sağlık Bakanlığı ülkemizdeki koronavirüs salgınının güncel durumu hakkında hergün bilgi veriyor. Vaka sayısının artması durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Peki, ölüm sayısının 3 bini geçtiği bugünlerde koronavirüse yakalanmaktan korkuyor muyuz?

Yaptığımız araştırma sonucunda görüyoruz ki geçtiğimiz 2 haftalık süreçte koronavirüse yakalanmaktan korkanların oranı %80’den %77’ye geriledi. Mevcut duruma baktığımızda Sağlık Bakanlığı’nın salgınla ilgili umut verici açıklamaları, iyileşen hasta sayısının vaka sayısından fazla olması, Türkiye’den ve dünyadan aşıyla ilgili gelen haberler karamsar bakış açısını biraz yumuşatmış olabilir.

Koronavirüs ülkemiz için tehdit mi?

Ülkemizde koronavirüs vaka sayılarındaki artışın sabitlenmesi ve iyileşen hasta sayısının her geçen gün artması etkilerini insanların bakış açılarında hissettirmiş. Geçtiğimiz 2 haftalık süreçte koronavirüsün ülkemiz için tehdit oluşturduğunu düşünenlerin oranı %92’den %84’e düştü. Bunun doğal sonucu olarak da koronavirüsü tehdit olarak görmeyenlerin oranı %4’den %9’a, fikri olmayanların/kararsızların oranı da %4’ten %7’ye yükseldi.

Koronavirüs ne zaman kontrol altına alınabilir?

Koronavirüs salgınının başlamasıyla hepimizin hayatında bir takım değişiklikler yaşandı. Sosyal hayatımız kesintiye uğrarken kimimiz işine bile gidemez oldu. Sabırla karantina günlerinin bitmesini beklerken hepimizin merak ettiği soruyu katılımcılara sorduk. Koronavirüs ne zaman kontrol altına alınabilir?

Bir önceki koronavirüs araştırmamızdaki sonuçlar ile karşılaştırdığımızda geçtiğimiz 2 haftalık süreçte katılımcıların daha iyimser olduğunu görüyoruz. Araştırmaya katılanlar arasında ağırlıklı beklenti bu salgının birkaç ay içinde kontrol altına alınacağı yönünde.

Koronavirüs önlemleri ve testleri yeterli mi?

2 hafta önce yaptığımız araştırma sonuçlarına kıyasla, katılımcıların koronavirüse karşı alınan önlemlerdeki memnuniyet seviyesinin arttığını görüyoruz. Koronavirüsün yayılmasını önlemek için ülkemizde alınan önlemlerin yeterli olduğunu düşünenlerin oranı %44’den %63’e yükseldi. Yeterli olmadığını düşünenlerin oranı ise %49’dan %31’e, fikri olmadığını belirtenlerin oranı %7’den %6’ya düştü.

Ülkemizde ilk koronavirüs vakası açıklandığı andan itibaren yapılan test sayılarında doğrusal bir artış göze çarpıyor. Test sayısının gün geçtikçe artması katılımcıların düşüncelerini de değiştirmiş durumda.

Test sayısının yeterli olduğunu düşünenlerin oranı %35’den %49’a yükselirken, bunun doğal sonucu olarak yeterli bulmayanların oranı %50’den %35’e düştü. Fikri olmadığını belirtenlerin oranı %16 olarak çıktı.

 

Sokağa çıkma yasağı olmalı mı?

Koronavirüs salgınının kontrol altına alınabilmesi için bireysel olarak alabileceğimiz en önemli önlemlerden biri, diğer insanlarla fiziksel etkileşimi en aza indirmek. Sağlık Bakanlığı ve uzmanlar bu nedenle ‘Evde Kal’ çağrısı yapıyor. Peki biz neler yapıyoruz? Araştırmaya katılanların %25’i hiç evden çıkmadığını belirtti. Zorunda kalmadıkça çıkmayanların oranı %38, yalnızca temel ihtiyaç alışverişleri için dışarıya çıkanların oranı ise %23. İşi nedeniyle mecburen dışarı çıkmak zorunda olanların oranı %14. Herşeye rağmen gündelik hayatında hiç değişiklik yapmadan yaşamaya devam edenlerin oranı ise %0,5 (binde 5).

Ülkemizde sürekli sokağa çıkma yasağı ilan edilmese de salgın sürecini yavaşlatmak için bazı kısmi yasaklar uygulanıyor. İlk olarak İçişleri Bakanlığı tarafından koronavirüsün yayılmasını önlemek amacıyla, öncelikle 65 yaş üstü vatandaşlar için, sonrasında da 20 yaş altı gençler ve çocuklar için sokağa çıkma yasağı uygulamasına geçildi. Katılımcıların %84’ü bu yasağı doğru bulduğunu belirtirken, %6’sı doğru bulmadığını belirtiyor. %10’luk kesim ise çekimser kalmayı tercih etti.

İçişleri bakanlığı tarafından getirilen diğer önemli kısıtlamalardan biri de haftasonları için genel sokağa çıkma yasağı oldu. Hem iş hayatının etkilenmemesi hem de koronavirüs salgınının yayılmasını engellemek amacıyla alınan karar katılımcıların çoğunluğu tarafından büyük takdir görmüşe benziyor. Katılımcıların %83’ü haftasonu sokağa çıkma yasağını olumlu bulurken, %10’u ise aynı görüşte olmadığını belirtti. %7’lik kesim ise çekimser kalmayı tercih etti.

23 Nisan ve 1 Mayıs gibi resmi tatillerin haftasonu ile birleştirilip sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine, katılımcıların %77’si destek verirken, %14’ü ise bu düzenlemeyle aynı görüşte olmadığını belirtti. Kararsızların oranı %9 oldu.

Yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı süresince sokağa çıkma yasağı uygulamasına olumlu bakanların oranı diğerlerine oranla daha düşük. Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı uygulamasına sıcak bakanların oranı %62. Bu uygulamayı istemeyenler %14, kararsızlar ise %24. Katılımcılara bayramda kimleri ziyaret etmeyi planladıklarını sorduğumuzda %64’ü kimseyi ziyaret etmeyeceğini, %5’i ise yalnızca salgının risk grubunda olmayanları ziyaret edeceğini belirtti. Katılımcıların %29’u ise anne, baba, kardeşler gibi en yakınlarını, %2’si ise her zaman ziyaret ettiği kişileri ziyaret edeceğini belirtti. Yaşlıların risk grubunda olduğu düşünüldüğünde yaklaşık olarak her 3 kişiden 1’inin yapmayı planladığı bayram ziyareti, salgının yaşandığı bir dönemde önemli bir riski göstermektedir.

Araştırmamıza katılanlara, genel sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli mi diye sorduğumuzda bir önceki araştırmamıza kıyasla sonuçlardaki değişim göze çarpıyor. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli diyenlerin oranı %77’den %63’e geriledi. Buna bağlı olarak yasak olmasın diyenlerin oranı ise %8’den %15’e ve kararsızların oranı da %15’den %22’ye yükseldi.

Salgın döneminde neler yapıyoruz?

Koronavirüsün yayılmasını engellemek için evden dışarı çıkmamaya özen gösterdiğimiz bu dönemde ihtiyaçlarını karşılamak için her 10 kişiden 3’ü evinde stok yapıyor.

Bu süreçte çoğumuz belki daha önce hiç fırsatını bulamadığımız kadar evde zaman geçirmek durumunda kaldık. Bu zamanı en verimli ve eğlenceli şekilde kullanmak için hepimizin başvurduğu yollar var. Katılımcıların evde yapmaktan hoşlandığı aktivitelerin başında dizi/film izlemek gelirken, sosyal medya kullanmak 2. sırada yer aldı. Koronavirüs salgını döneminde insanların evde nasıl zaman geçirdiğinin güncel sıralaması şöyle gerçekleşti:

 

Dizi/film izleyerek 70%
Sosyal medya kullanarak 69%
Ev işleri yaparak 53%
Haberleri yakından takip ederek 49%
Kitap okuyarak 46%
Uyuyarak 45%
Oyun oynayarak 40%
Görüntülü konuşma yaparak 34%
İbadet ederek 32%
Kişisel bakımla 28%
Normalden çok çay kahve içerek 23%
Normalden çok yiyerek 22%
Çalışarak 21%
İnternetten alışveriş yaparak 21%
Aylar öncesinden bekleyen işleri bitirerek 15%
Bulmaca çözerek 10%
Dedikodu yaparak 4%
Normalden çok alkol içerek 1%

 

Evde her zamankinden daha çok kaldığımız ve ailemizle daha fazla zaman geçirdiğimiz salgın döneminde aile içi ilişkilerimizi incelemek için de ilginç bir dönem oldu. Her 5 kişiden 1’i aile içi ilişkilerinin olumlu etkilendiğini belirtirken, olumsuz etkilendiğini belirtenlerin de oranı aynı oldu. Geri kalan her 5 kişiden 3’ü ise aile içi ilişkilerinde bir değişiklik olmadığını belirtti.

 

Koronavirüsten korunmak için hangi önlemleri alıyoruz?

Zaman geçtikçe farkındalığın artmasıyla beraber salgına karşı kişisel önlem alanların oranında da artış görüyoruz. Koronavirüsten korunmak için önlem aldığını belirtenlerin oranı 14 Mart’ta %90 iken, 14 Nisan’da bu oran %96’ya yükselmişti. Geçtiğimiz 2 haftalık süreçte ise önlem alanların oranının %97’ye yükselmesi sevindirici.

Alınan kişisel tedbirlere baktığımızda halen önemli bir iyileştirme gerekliliği göze çarpıyor. Salgın sürecinin uzun sürmesinden kaynaklı insanlarda oluşabilecek psikolojik yorgunluk ve duyarsızlık durumlarının oluşmasını engellemek için bilgilendirme çalışmalarının devam etmesi ayrıca önemli.

Şimdiye kadar 3 farklı tarihte yaptığımız araştırma sonuçlarını karşılaştırdığımızda alınan kişisel önlemlerdeki tablo şöyle gerçekleşti:

14 Mart 14 Nisan 30 Nisan
Sürekli ellerimi yıkıyorum (su, sabun, alkol içerikli el dezenfektanı ile) 94% 89% 89%
İnsanlarla tokalaşmamaya, temas etmemeye çalışıyorum 82% 87% 87%
Bulunduğum kapalı yerleri sık sık havalandırıyorum 75% 82% 81%
Öksürürken ağız ve burnumu tek kullanımlık bir mendille kapatıyorum 65% 66% 66%
Bağışıklık sistemimi güçlendirecek önlemler alıyorum 62% 65% 62%
Soğuk algınlığı veya grip hastası kişilerden 1 metre uzakta duruyorum 57% 57% 55%
Hasta olduğumda evde istirahat ediyorum 40% 32% 31%
Öksürük, ateş ve nefes darlığı şikayetim olduğunda doktora gidiyorum 34% 23% 19%
Hasta olduğumda maske takıyorum 28% 39% 37%
Hayvansal ürünler tüketmeden önce iyice pişiriyorum 27% 28% 30%

 

Salgının ekonomiye etkisinin nasıl olması bekleniyor?

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de salgının ekonomik boyutlarını en aza indirmek için bazı yardım paketleri açıklandı. Peki halkımız koronavirüsün ülke ekonomisine nasıl bir etkisi olacağını düşünüyor?

Katılımcıların %88’i salgının ekonomik etkilerinin olumsuz olacağını bekliyor. Katılımcıların %7’si ekonominin etkilenmeyeceğini düşünürken ekonomiye olumlu yansımaların olacağını düşünenlerin oranı ise %5.

Koronavirüsün çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak üzere hazırlanan yasa tasarısında ülkemizde çalışanlar üç aylık bir dönemde işten çıkarılamayacak. Diğer yandan araştırmaya katılanların %83’ü önümüzdeki 1 sene içerisinde işsizlik oranının artacağını düşünürken, %12’si değişmeyeceğini düşünüyor. İşsizliğin azalacağını düşünenlerin oranı ise %5.

 

Koronavirüs insan yapımı olabilir mi?

Koronavirüsün dünya üzerindeki ölümcül etkisini bir yana bırakacak olursak, bir yandan da ülkeler arasında krize sebep olması an meselesi. Son olarak ABD başkanı Donald Trump, koronavirüs için ‘Çin Virüsü’ tabirini kullanmış ve bu durum büyük tepki görmesine yol açmıştı.

Özellikle sosyal medya kanalları üzerinde koronavirüsün insan eliyle oluşturulmuş olabileceği konuşuluyor. Araştırmamıza katılanların %36’sı virüsün insan eliyle oluşturulduğunu düşünürken, %19’u ise karşıt görüşte. Bu konu hakkında fikri olmadığını belirtenlerin oranı %45.

 

Koronavirüs aşısı bulunacak mı?

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de koronavirüse karşı aşı araştırmaları yapılıyor. Geçtiğimiz haftasonu Prof.Dr. Ercüment Ovalı’nın resmi Twitter hesabından koronavirüs aşısını bulduğunu ve hayvanlar üzerinde denenmeye hazır olduğunu açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Bu haberle ilgili halkımız ne düşünüyor? Peki insanlar üzerinde uygulanmaya hazır koronavirüs aşısı bulunmasıyla ilgili beklenti nasıl?

Katılımcıların %56’sı koronavirüs aşısının Türkiye’de bulunacağını düşünüyor. %17’si aşının ülkemizde bulunmayacağını düşünürken, fikri olmadığını belirtenlerin oranı %27.

Koronavirüs aşısı bulunup uygulanmaya başlandığında kendine yaptıracağını belirtenlerin oranı %55 olurken, aşıyı yaptırmayacakların oranı ise %12. Geri kalan kesim bu konuda kararsız olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılanların %49’u gelecekte virüs kaynaklı başka ölümcül salgınların olabileceğini düşünürken, yalnızca %3’ü böyle bir salgının olmayacağını düşünüyor. Geriye kalanlar ise bu konuda bir fikri olmadığını belirtti.

 

Salgının olumlu yanları var mı?

Araştırmaya katılan her 4 kişiden 1’i salgının olumlu yönleri de olduğunu düşünüyor. Bu yönlerin neler olduğunu sorduğumuzda en çok vurgulanan noktalar şunlar oldu:

  • Çevre kirliliğinin azalması
  • Aileyle daha çok zaman geçirebilme fırsatı
  • Dini açıdan bir uyarı ve değerlendirme fırsatı
  • Kişisel hijyen ve genel temizliğin öneminin farkına varılması
  • Salgından dolayı yaşanan ölümler ve kısıtlamalar nedeniyle elimizdekilerin kıymetini anlama

 

Referanslar:
1- T.C. Sağlık Bakanlığı

The post (Kamuoyu Araştırması) Türkiye’nin Koronavirüs Salgınına Bakışı appeared first on Este Magazin.

]]>
https://www.estemagazin.com/kamuoyu-arastirmasi-turkiyenin-koronavirus-salginina-bakisi/feed/ 0
Beyin kanseri tedavisinde yeni gelişme https://www.estemagazin.com/beyin-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme/ https://www.estemagazin.com/beyin-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme/#respond Sat, 15 Sep 2018 07:03:24 +0000 http://www.estemagazin.com/?p=740 Bilim insanları, beyin kanserinin bir türünde, kanser hücrelerinin sonsuz bölünmesinde anahtar role sahip olduğunu belirledikleri bir protein unsurunu etkisiz kılmayı başardı.

The post Beyin kanseri tedavisinde yeni gelişme appeared first on Este Magazin.

]]>
California Üniversitesinden bilim insanları, bir hastadan çıkarılan, en agresif beyin kanseri türü glioblastoma hücrelerini, laboratuvar ortamında ve nakledilen fareler üzerinde inceledi.

Araştırmada, GABP proteininin “GABPbeta1L” adındaki küçük bir bölümünün, kanser hücrelerinin süresiz bölünmesinin etkinleşmesinde kilit rol oynadığı tespit edildi.

SONSUZ BÖLÜNMEYİ DURDURDU

Gen düzenleme aracı CRISPR kullanarak GABP proteininden beta1L unsurunu çıkaran bilim insanları, yöntemin işe yaradığını ve beta1L yoksunluğunun, kanser hücrelerinin sonsuz bölünme eylemini durdurduğunu belirledi.

“YENİ İLAÇ GELİŞTİRİLMESİNDE UMUT VERİCİ”

Araştırma ekibinin lideri nöro-cerrahi ve nöro-onkoloji Profesörü Joseph Costello, bulguyu, glioblastoma ve TERT geni mutasyonlarına sahip diğer birçok kanser türünde beta1L’yi hedef alan yeni bir ilacın geliştirilmesi açısından ümit verici olarak nitelendirdi.

The post Beyin kanseri tedavisinde yeni gelişme appeared first on Este Magazin.

]]>
https://www.estemagazin.com/beyin-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme/feed/ 0
İTÜ’de yapay damar tasarlandı https://www.estemagazin.com/itude-yapay-damar-tasarlandi/ https://www.estemagazin.com/itude-yapay-damar-tasarlandi/#respond Sun, 26 Aug 2018 11:19:12 +0000 http://www.estemagazin.com/itude-yapay-damar-tasarlandi/ İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Doktor Öğretim Üyesi İpek Yalçın Eniş, katmanlı biyobozunur yapay damar geliştirdi.

The post İTÜ’de yapay damar tasarlandı appeared first on Este Magazin.

]]>
ODTRÜ

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İpek Yalçın Eniş, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Telem Gök Sadıkoğlu’nun danışmanlığında yürütülen doktora tezi kapsamında, gerçek damar yapısını taklit eden katmanlı biyobozunur damar üretmeyi başardı.

DAMAR DEĞİŞİMİ…

Üretilen yapay damar sayesinde baypas ile damar değişimine ihtiyaç duyan hastalar için çare olabilecek bir çalışmaya imza atıldı.

8 YILLIK ÇALIŞMA

Günümüz teknolojisi yapay damar üretimine imkan verse de küçük çaplı yapay damarların değişimi noktasında çeşitli güçlükler yaşandığına dikkat çeken Eniş, 8 yıllık çalışmanın sonucunda damar tasarımında önemli adımlar attı.

TÜRKİYE’DE İLK

Türkiye’de bu konuda ilk kez araştırma yaparak bilim dünyasına adını yazdıran Eniş, gerçek damar histolojisinin kompleks yapısının ancak her katmanında farklı tasarım ölçütlerine sahip, katmanlı yapay damarlar ile sağlanabileceği sonucuna ulaştı.

Üretilen yapay damar, klinik öncesi testlerden başarıyla geçti. Deneysel çalışmaların bir kısmı Liberec Teknik Üniversitesi’nde Prof. Dr. David Lukas, CSc. eş danışmanlığında gerçekleştirildi. Üretilen damarlar küçük hayvan modelleri üzerinde denenerek, ilk bulgulardan başarılı sonuçlar elde edildi. Büyük hayvan modelleri üzerinde ise çalışmalar devam ediyor.

Ayrıca TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında kan akışını taklit edecek biyoreaktör tasarımı ile dinamik hücre ekimine dair ön çalışmalar da gerçekleştirildi.

ULUSLARARASI ARAŞTIRMACILARIN İLGİ ODAĞI

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. İpek Yalçın Eniş, hedefin uzun vadede vücuda kendi yapacağı damar için bir iskelet üretebilmek olduğunu, yapay damar konusu üzerinde çalışmaya başladıklarında uluslararası literatürde kısıtlı sayıda çalışmanın yapıldığını belirtti.

Bu konuda ulusal deneysel çalışmanın olmadığını aktaran Eniş, “Proje konusunda tekstil mühendisleri olarak yapay damar numunelerinin konstrüksiyon özelliklerinin tasarımı üzerine yoğunlaştık. Son yıllarda, araştırma konusu, ulusal ve uluslararası araştırmacıların ilgi odağı haline geldi.” ifadelerini kullandı.

Ülke açısından çok önemli olan çalışmaya, İTÜ’nün ev sahipliğinde Uludağ Üniversitesi, mühendislik ve tıp fakültelerinden akademisyenler de katkı sağladı. Proje ekibinde, Uludağ Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşah Çeçener ve Prof. Dr. Berrin Tunca ve Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Hockenberger de araştırmacı olarak yer aldı.

The post İTÜ’de yapay damar tasarlandı appeared first on Este Magazin.

]]>
https://www.estemagazin.com/itude-yapay-damar-tasarlandi/feed/ 0
Kimyasal bileşen farelerde kelliği durduruyor https://www.estemagazin.com/kimyasal-bilesen-farelerde-kelligi-durduruyor/ https://www.estemagazin.com/kimyasal-bilesen-farelerde-kelligi-durduruyor/#respond Sun, 26 Aug 2018 11:16:23 +0000 http://www.estemagazin.com/kimyasal-bilesen-farelerde-kelligi-durduruyor/ Bilim insanları fareler üzerinde yaptıkları deneylerde geliştirdikleri özel kimyasal bileşenle kolesterolün sebep olduğu tüy kaybı ile beyazlamasını durdurmayı ve deri yaralarını iyileştirmeyi başardı

The post Kimyasal bileşen farelerde kelliği durduruyor appeared first on Este Magazin.

]]>
ABD’nin Johns Hopkins Üniversitesinden bilim insanları söz konusu kimyasal bileşen sayesinde vücutta, “glikosifingolipit” adı verilen, yağlanmayla birlikte deri ve tüy hücrelerinde tahribata yol açan amino-alkolün üretimini engelledi.

KELLİĞE ÇÖZÜM İÇİN YOL GÖSTERİCİ

Bileşenin enjekte edildiği farelerde beyazlaşan tüylerin eski rengine döndüğü, kelleşmenin durduğu ve deri yaralanmalarının iyileştiği gözlendi.

Farelerde gözlenen sonuçların insanlarda da doğrudan etkili olacağını söylemek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan araştırmacılar, sonuçların kellik, saç beyazlaması ve deri yaralarına karşı ilaç üretmek için yol gösterici olabileceğini kaydetti.

The post Kimyasal bileşen farelerde kelliği durduruyor appeared first on Este Magazin.

]]>
https://www.estemagazin.com/kimyasal-bilesen-farelerde-kelligi-durduruyor/feed/ 0